Günümüzün en göze çarpan sorunlarından biri çocukların doğal dünyaya yabancılaşması. Yaşanabilir bir gelecek için sürdürülebilirlik eğitimi şart.
Doğada zaman geçirmekle öğrenme arasındaki nasıl bir ilişki var? Bu ilişkide amaç tam olarak doğada olmak mı yoksa doğaya ait olmak mı?
Çocuklar doğada zaman geçirerek kurdukları ilişkiyle doğaya saygı duyma, doğayla duygudaşlık ve doğayı koruma gibi değerler ve beceriler kazanırlar.
Doğanın gücü açık ve nettir, çocuk her yaptığının bir sonucu olduğu gerçeği ile karşılaştıkça, bu güçle ilişkisini geliştirir. Doğa ile “mücadele” bir oyun gibidir...
Çocuklar için doğa kendi başına bir laboratuvardır. Peki çocukların duyu organlarıyla doğanın güzelliklerini nasıl keşfedebilir? Doğayı korumak için nasıl çaba gösterecekler?
İklim değişikliğinin bütün trajik etkilerini öne çıkartarak çocukları umutsuzluğa sürüklememek için umudu çoğaltan bir perspektiften nasıl yaklaşabiliriz?
İklim değişikliğini çocuklarla konuşurken özen gösterilmesi gereken noktaları Prof. Dr. Gelengül Haktanır ve Prof. Dr. Yankı Yazgan’nın danışmanlığında sizler için derledik.
Yeryüzü 3,8 milyar yıldır yaşamı barındırıyor. Bu gezegeni milyonlarca canlıyla paylaşıyoruz. En iyi TEMA’lılar bilir, cansız olarak öğretilen toprak da canlıdır. Canlı-cansız her şey, herkes birbirine bağlıdır.
Doç. Dr. Özgür Bolat, çocukların doğayla güçlü bir ilişki kurmasının önemini ve şehir yaşamının bu bağı nasıl etkilediğini anlatıyor.
Prof. Dr. Yankı Yazgan, eko-kaygı kavramını ele alarak bu duygunun nedenlerini, davranışlarımız üzerindeki etkilerini ve farkındalık yaratma potansiyelini değerlendiriyor.
Prof. Dr. Yankı Yazgan ebeveynlere çocukların gelecek ile ilgili kaygılarına karşı kendi davranışlarını, eylem planlarını nasıl ortaya koyabilecekleri örneklerle aktarıyor.
Doğanın çocukların ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkileri nelerdir? Gezegenin geleceğine dair yapılan çalışmalar ve verilen tepkiler algımızı nasıl etkiler?