ARŞİV

SON İZLEDİKLERİNİZ


Dünyanın Durumu 2017 - Herkes için Açık Havada Okul: Çocukların Doğayla Bağını Yeniden Kurmak

Günümüzün en göze çarpan sorunlarından biri çocukların doğal dünyaya yabancılaşması. Yaşanabilir bir gelecek için sürdürülebilirlik eğitimi şart.

  • 20.02.2023

Çocukluk ve doğa üzerine sekiz kitabın yazarı ve Antioch Üniversitesi New England Eğitim Departmanında kıdemli öğretim görevlisi olan David Sobel, Dünyanın Durumu 2017 Yeryüzü Eğitimi: Değişen Gezegende Eğitimi Yeniden Düşünmek isimli kitapta yer alan yazısında; çocukların doğayı korumadan önce sevmeleri gerektiğini, doğayı sevmek içinse açıkhavada düzenli olarak vakit geçirmeleri gerektiğini söylüyor. Çocukların doğadan uzak kalmasının sonuçlarına çarpıcı örnekler vererek erken çocukluktan başlayarak hangi kademe için nasıl uygulamalar yapılabileceğine dair örnekler veriyor. 

David Sobel’in yazmış olduğu bölümden derlediğimiz yazının sonuna bir de doğayla bağınızı düşünerek değerlendirebileceğiniz küçük bir test hazırladık. Umarız çocukların doğayla bağını yeniden kurma yolculuğunuzda kendi bağınızı da güçlendirmiş olursunuz.

Günümüzün en göze çarpan sorunlarından biri çocukların doğal dünyaya yabancılaşması. Solucanlara dokunmaktan iğreniyorlar, yiyeceklerin nereden geldiğini bilmiyorlar ve ormanda yalnız yürümekten korkuyorlar. Veya, ormanda yürüseler bile, akıllı telefonlarına bakmaktan ormanı görmüyorlar. Bizler ve çocuklarımız dijital teçhizatın sunduklarından çok kolay etkileniyoruz. Koltukta patates gibi oturmak, patates ekmekten çok daha kolay geliyor.

Yaşanabilir bir gelecek için sürdürülebilirlik eğitimi şart. Bu, öğrencilere hem kendi nesillerinde hem de gelecek nesillerde sağıklı ekosistemler, renkli toplumlar ve adaletli sosyal sistemler arasındaki dengeyi kuracak kararlar almaları için ilham verecek bir yaklaşım değişimi. Dünya çapında, sürdürülebilir kalkınma için “yeşil okullar”, çevre eğitimi, topluluk tabanlı eğitim, doğa veya yer tabanlı eğitim, çiftlikten okula hareketi ve daha bir sürü hareketin odağında bu değişim hedefi var. 

Çocukların hayvanlara ilgi gösterme, toprakla oynama ve saklambaç gibi önceliklerini çok çabuk geri planda bırakıyoruz. Başka bir deyişle, dünyayı kurtaracak idrak, problem çözme ve teknoloji tabanlı beklentiler, çamurla oynamanın fiziksel, sosyal, duygusal ve kapsayıcı değerleri ile dengelenmeli. 

Yeryüzüne aşık olabilmek için dışarıda olmaları, ıslanmaları, kirlenmeleri lazım. Gelişimsel güzergâhta ilerledikçe, diğer etkenler de önemli olmaya başlıyor. Yaşamlarının farklı alanlarında doğanın bir parça olmasının yanında, çocukların doğada bulduklarını anlamasını ve takdir etmesini sağlayacak insanlara da ihtiyacı var. 

Erken Çocukluk: Doğada Olma 

Orman anaokullarında okuyan çocukların ebeveynleri doğal dünyayla bağ kurma fırsatını takdir ediyorlar. Erken çocukluk programları eğreltiotları, kirpiler ve yabani yerler için empatinin köklerini oluşturarak doğayla birlik olma duygusunu geliştiriyor. 

Doğa tabanlı erken çocukluk programları kafa, kalp ve elleri dengelemeye çalışan eskinin ilerici eğitiminden ilham alıyor. Birçok doğa tabanlı program doğadaki çocukların önceliklerine saygı duymak, kendi kendini idare eden oyunu desteklemek gibi ortak hedefleri paylaşsa da farklı stillerdeki öğretim uygulamalarının dengelenmesi gereken farklı kutuplarını yansıtıyor. Örneğin doğa anaokullarının öğrencileri bilişsel olarak hazırlama zihniyetinden çıktığını güzel tesisler, sıralar, örgün okuryazarlık ve matematik bilgilerine görece daha fazla önem vermelerinden anlayabiliyoruz. Öğrenciler bu okullarda günün sadece yarısı veya üçte birinde açık havada bulunuyor. Öbür yandan orman anaokulları inisiyatif / dayanıklılık zihniyetini benimsiyor.

İlköğretim: Keşif ve Mekânla Bağ Kurma

Erken çocukluk programları doğada olma ile ilgiliyken, ilkokul programları daha çok fiziksel dünyayı keşfetmek, bu dünyada çeşitli beceriler kazanmak ve yakınlardaki doğal ve kültürel dünyayla bağ kurmaya odaklanır. 

Webster Groves Koleji’ndeki Macera Eğitimi müfredatı mükemmel bir örnek sunuyor. Açıkhavadaki maceralar anaokulunda yıllık Ormanda Bir Gün programıyla başlıyor, çocuklar bu günlerde gölet suyunu inceliyor, tepelere tırmanıyor ve yarım millik bir doğa yürüyüşünü tamamlıyor. Birinci sınıf öğrencileri bölgedeki parklardan birinde bir gece kamp yapıyor, üç metrelik bir kayaya tırmanıyor, bir dereyi keşfe çıkıyor ve fosil bulmaya çalışıyor. İkinci sınıf öğrencileri mağaraları keşfe başlıyor, üçüncü sınıf öğrencileri yaban hayatta üç günlük kamp deneyimi yaşıyor. Dördüncü ve beşinci sınıflarda, öğrenciler zamanda geri gidiyor ve ABD’nin ilk yerleşenleri gibi çayırlarda, kampta yaşamayı deneyimliyorlar. 

Umut vaat eden bir girişim de doğa rehberliği programlarının sessizce gelişmesi. Çevresel eğitim programları gıda ağları, beslenme döngüsü ve çevresel sorunlar gibi konular hakkında eğitim verip daha müfredatçı ve zihinsel bir eğilime sahipken, doğa rehberliği programları doğada barınak yapma, yenilebilir yaban bitkileri, ok ve yay yapma ve sepet örme gibi konuları öğretiyor. 

Ortaokul ve Lise: Ergenliğe Geçiş ve Sosyal Eylem 

Doğal dünyaya olan bağ çocuklar ergenlikten geçerken değişir. Erken çocukluk dönemindeki serbest oyun ve orta dönemdeki keşif heyecanı ergenliğe geçiş uygulamalarıyla daha da derinleştirilmeli ve daha sonra verimli sosyal eyleme dönüşmeli ve çevresel aktivizimde liderlik becerilerinin gelişimine yönlendirilmelidir. 

Ergenlikte doğa eğitimi yaşıtların oluşturduğu yakın gruplar, doğa dostu davranış ve doğa koruma pratiklerine örnek olacak yetişkinlerin rehberliğinde gerçekleşmelidir. (İzciler, okul çevre kulüpleri ve yaban hayat keşif gezileri gibi) 

Kanada, British Columbia’da uygulanan gençler için Yeniden Keşif programı kaybolmakta olan yerli kültürel geleneklerini canlandırmayı amaçlıyor. Yeniden Keşif çalışanları Haida yaşlılarıyla beraber çalışarak, ergenlerin gözünü açarak etraflarındaki toprak ve mirasla yeniden iletişime geçmelerini sağlıyor. Kanadalı çevreci David Suzuki program hakkında: “Yeryüzünün evimiz olduğuna, toprağa ait olduğumuza, diğer canlılarla bağlı olduğumuza dair hislerimizi tekrar kurmamız lazım. Gençlerin önünde yaban hayatın güzelliği ve büyüklüğünü görmek için çok az fırsat var. Yeniden Keşif programları onlara bunu sunuyor.” diyor. 

Çocuklar için açıkhavada olmanın, öğrenme ortamlarını açıkhavaya taşımanın daha iyi olduğunu düşünüyoruz ve savunuyoruz. Bir öğretmen olarak açık havada öğrenme süreçleri planlıyor ya da planlamaya yeni başlamış olabiliriz. Çocukları bu konuda desteklemek için hazırladığımız süreçlerin en önemli parçasıyız. Bizim doğayla olan ilişkimiz planlamalarımızı doğrudan etkileyen etmenlerden. Çocukların doğayla bağını yeniden kurmak üzerine düşünürken kendinizin doğayla bağı üzerine düşünmeye ne dersiniz? 

Aşağıda verdiğimiz örnek cümleleri yaşamınıza göre işaretleyebilir, üzerine düşünebilirsiniz. Eğer işaretlediğiniz cümleler az ise verdiğimiz önerilerle doğayla yeniden bağ kurmak adına örneklerden yararlanarak harekete geçebilirsiniz. 

 

Günlük hava olaylarını gökyüzüne bakarak gözlemliyorum. 

 

Yaşadığım yerde gözlemlenebilen 10 farklı bitki türü biliyorum.

 

Yaşadığım yerde gözlemlenebilen 10 farklı kuş türü biliyorum.

 

Yaşadığım yerde gözlemlenebilen 10 farklı memeli türü biliyorum.

 

Düzenli olarak doğa gözlem defteri tutuyorum. 

 

Her gün açıkhavada zaman geçiriyorum. 

 

Her hafta yakın çevremde doğa yürüyüşü gerçekleştiriyorum.

 

Her mevsim bahçede / saksıda gıda yetiştiriyorum. 

 

Arkadaşlarımla ya da çocuklarla doğada oyunlar oynuyorum.

 

Yaşadığım yere suyun nereden geldiğini biliyorum. 


Yorumunuzu eklemek için giriş yapın

ADRES

TEMA Vakfı Halaskargazi Mah. Halaskargazi Cad.
No:22 Kat:5-6-7-8 Pk:34371 Şişli / İstanbul

© 2023 TEMA
Bu portal, Millî Eğitim Bakanlığı iş birliği ile TEMA Vakfı tarafından hazırlanmıştır. Portaldaki tüm içerik TEMA Vakfı tarafından oluşturulmuş olup tüm hakları TEMA Vakfı’na aittir.
Kopyalanamaz, çoğaltılamaz, içerikten bölümler hak sahibinin izni olmaksızın kullanılamaz.