• Anasayfa
  • Uzman Görüşleri
  • prof-dr-ingrid-p-samuelsson-cocuklarin-dogada-vakit-gecirmesi-sadece-fiziksel-bir-aktivite-degil-derin-bir-ait-olma-meselesidir

SON İZLEDİKLERİNİZ


Prof. Dr. Ingrid P. Samuelsson: ʺÇocukların doğada vakit geçirmesi, sadece fiziksel bir aktivite değil, derin bir ait olma meselesidir.ʺ

TEMA Vakfı Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Deniz Kahriman Pamuk, Göthenburg Üniversitesi  Eğitim, İletişim ve Öğrenme Bölümünde çalışan Prof. Dr. Ingrid P. Samuelsson ile buluştu.


Samuelsson, bu keyifli röportajda bizlere sürdürülebilirlik eğitiminin erken çocukluk döneminde atılan temellerle ve oyunun dönüştürücü gücüyle nasıl şekillendiğini bir kez daha hatırlatıyor: “Doğayı sevmeyi küçükken öğrenmeyen bir yetişkinin, onu korumak için fedakarlık yapmasını beklemek zordur.”

1. Çocukların oyun yoluyla erken yaşta doğayla temas etmeleri, onların dünyayı algılama biçimlerini nasıl dönüştürür?

Çocukların doğada vakit geçirmesi sadece fiziksel bir aktivite değil, derin bir ait olma meselesidir. Doğa, çocuklara "burası benim evim ve ben buranın bir parçasıyım" dedirtir. Bu bağ kurulduğunda, doğaya saygı dışarıdan dayatılan bir kural değil, içsel bir dürtü haline gelir. Doğanın sunduğu ortam, yapılandırılmış sınıf ortamlarının aksine ucu bucağı olmayan bir "açıklığa" sahiptir.

Burada bilim ve sanat iç içedir. Bir çocuk bir ağaç gövdesinde hem biyolojik bir dokuyu hem de bir masal kahramanının kalesini, estetiği ve gizemi görebilir.

Öğretmenlere ve ebeveynlere mesajım şu: Çocukların doğada sadece "koşmasına" değil, doğayla "konuşmasına" izin verin. Onlara hazır bilgiler sunmak yerine, doğanın gizemini keşfetmeleri için alan tanıyın.

2. Kendi öğrenme yolunu keşfeden bir çocuk için ideal ortam nasıl tasarlanmalıdır? Doğa bu süreçte nasıl bir rehberdir?

İyi tasarlanmış bir ortam, çocuğun zihnini kısıtlamayan ortamdır. Ne kadar çok bitmiş, hazır oyuncak varsa, çocuğun hayal gücü o kadar az çalışır. Bu yüzden doğa, dünyanın en iyi tasarlanmış laboratuvarıdır. Taşlar, yapraklar, çamur ve dallar... Bunlar ”belirlenmiş fonksiyonu olmayan” materyallerdir ve çocuğun onları her an her şeye dönüştürmesine olanak tanır.

Ancak en iyi fiziksel ortam bile, yetişkinin açık fikirli tutumu olmadan eksik kalır. Öğretmenler, çocukların deney yapma ve sınırları zorlama arzusuna karşı "izin verici" olmalıdır. Yetişkinin rolü, çocuğun merakını takip etmek ve tam o anda –çocuk oyunun içindeyken– ona küçük bir bilgi kırıntısı veya yeni bir malzeme sunarak öğrenmeyi derinleştirmektir. Okul bahçeleri, çocukların risk alabileceği ve doğayla doğrudan etkileşime girebileceği yaşayan alanlar olarak kurgulanmalıdır.

3. Araştırmalarınızda çocukların oyun ve sürdürülebilirlik arasında nasıl bir bağ kurduğuna dair ne tür örneklerle karşılaşıyorsunuz?

Çocuklar, yetişkin dünyasının karmaşık görünen sorunlarını oyun yoluyla sindirirler. Bir çalışmamızda, çocukların okulda gördükleri bir haberden veya konuşmadan yola çıkarak bir çöp toplama merkezi kurduklarını ve atık yönetimi üzerine saatlerce oyun kurduklarını gözlemledik. Hatta sosyal boyutta, bir çocuğun dilenci rolünü oynaması, toplumdaki ekonomik dengesizlikleri ve adaleti anlamlandırma çabasıydı.

Sürdürülebilirliği bir yaşam biçimi haline getiren anaokullarında çocukların dili de dönüşüyor. Bir çocuk, karton kutudan bir kale yaparken sadece eğlenmiyor; "Bu kutuyu çöpe atmıyoruz, onu yeniden kullanıyoruz." diyerek döngüsel ekonominin temelini oyununa yerleştiriyor. Bizim görevimiz, onların bu spontan farkındalıklarını görüp desteklemek.

4. Erken yaşta kurulan bu bağın, yetişkinlikteki çevre tutumuna etkisi nedir?

Erken çocukluk dönemi, değerlerin ve alışkanlıkların mühürlendiği dönemdir. Doğayla kurulan duygusal bağ, ileride edinilecek teknik bilgilerin temelini oluşturur. Bilgi unutulabilir ama hissedilen bağ ve alışkanlıklar kalıcıdır.

Bugün bir çocuğun tabağına yiyebileceği kadar yemek alması, dişini fırçalarken suyu kapatması veya yerdeki bir çöpü kaldırması basit eylemler gibi görünebilir. Ancak bunlar birer rutin haline geldiğinde, yetişkinlikte gezegene zarar vermeyen bir karakterin yapı taşlarını oluşturur. Henüz bu konuda elimizde 30 yıllık boylamsal veriler olmasa da, pedagojik tecrübemiz şunu söylüyor: Doğayı sevmeyi küçükken öğrenmeyen bir yetişkinin, onu korumak için fedakarlık yapmasını beklemek zordur.

5. Sürdürülebilirlik eğitiminde öğretmenin sorumluluğu ve destekleyici rolü ne olmalıdır?

Öğretmen bir "öğreten" değil, bir "yol arkadaşı" olmalıdır. Öncelikle kendisi sürdürülebilirlik konusunda meraklı ve bilgili olmalı, meslektaşlarıyla deneyim paylaşımına açık kalmalıdır. En önemlisi de çocukların dünyasına girmekten çekinmemeli.

Öğretmenler, çocukları sadece dinlemekle kalmamalı; onları yansıtmaya, hayal kurmaya ve "Başka nasıl olabilir?" diye sormaya teşvik etmeli. Çocukların dünyayı kurtarma konusundaki yaratıcı çözümleri bizi şaşırtabilir. Ayrıca, çocukları iklim krizi gibi zor konulardan korumaya çalışırken onları bilgi dışı bırakmamalıyız. Onlar, her şeyi kendi seviyelerinde anlarlar. Ancak yetişkinlerin kaygısı çocuklara geçmemeli; aksine yetişkin, umut dolu bir rehber olarak çocukla birlikte çözüm aramalı.

6. Bu eğitimin yaygınlaşmasındaki temel engeller ve çözüm yolları nelerdir?

En büyük engel, biz yetişkinlerin zihnindeki "Bu konular çocuklar için çok ağır" önyargısıdır. Sürdürülebilirlik; sadece çevre değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal adalettir. Bu üç boyut yani ekoloji, ekonomi, toplum birbirinden koparılamaz.

Bu üç boyut yani ekoloji, ekonomi, toplum birbirinden koparılamaz.Eğitim sistemleri, sürdürülebilirliği sadece bir "aktivite" ya da "proje" olarak görmeyi bırakıp müfredatın ruhuna işlemelidir. Öğretmenler, kendilerini en güçlü hissettikleri yerden örneğin sosyal ilişkiler veya geri dönüşüm ile başlayabilir ve zamanla diğer boyutlara geçebilirler. Önemli olan, yapılan eylemi isimlendirmek. Çocuk çamurla oynarken sadece kirlenmiyor, ekosistemi tanıyor. Bu eylemleri hikayelerle, kavramlarla ve doğru kelimelerle beslediğimizde, sürdürülebilirlik bir eğitim engelinden çıkıp bir yaşam felsefesine dönüşür.

 

ADRES

TEMA Vakfı Halaskargazi Mah. Halaskargazi Cad.
No:22 Kat:5-6-7-8 Pk:34371 Şişli / İstanbul

© 2023 TEMA
Bu portal, Millî Eğitim Bakanlığı iş birliği ile TEMA Vakfı tarafından hazırlanmıştır. Portaldaki tüm içerik TEMA Vakfı tarafından oluşturulmuş olup tüm hakları TEMA Vakfı’na aittir.
Kopyalanamaz, çoğaltılamaz, içerikten bölümler hak sahibinin izni olmaksızın kullanılamaz.